2 Şubat 2010 Salı

ÖZLEDİM

Sarı sıcak yaz günleri çok gerilerde kaldı, bahçelerden taşan renga renk çiçekleri, hercai menekşeleri bir uzak iklimde bıraktık.Her şeyde eski bir siyah-beyaz filmin birer hüzünlü karesini seyr ediyorum gibi geliyor bana. Kendimizi Akdeniz’in mavi,serin sularına salışımızı ancak hayal meyal hatırlayabiliyorum.Kumsallarda çekilen salkım-saçak resimler sanki daha geçen yazdan kalma birer hatıra değil de;yıllar öncesinden bulunup anılan birer vesika gibi karşıma çıkıyor. Biliyorum insan bir şeylerden uzaklaştıkça ve yaşanılanlar zaman değirmeninde öğütüldükçe adamın canını daha bir acıtır.
Şimdilerde kara kış tüm acımasızlığı ile buralarda hükmünü sürmekte,hepimiz tek tek kasvetli odalara tıkıldık kaldık.Dün geceden beri rüzgar ile odamın kırık penceresi amansız bir mücadele içinde.Bulutlar yağmuru esir almış salmıyor.Ah yağmur bir yağsa,güneş sıcak,aydınlık yüzünü bize bir gösterse,işte o zaman şen-şakrak aşıklar yine sokaklardan taşacak,kentin sahil kıyısı boyunca demirlenen balıkçı teknelerinden yine nefis kızarmış lüfer,istavrit.... kokuları yükselecek,bir yudum şarap ile küçük ziyafetler çekilecek. Öte yanda acemi bir balıkçı kıyıdan denize inen bir mendireğin dibinden oltasını bir umutla Akdeniz’in maviliklerine salacak.
Benim yaz aylarına duyduğum özleme karşı senin yağmurlu havaları nede çok sevdiğni bilirim.Hani hatırlar mısın sırf sen istiyorsun diye saatlerce şemsiyesiz sağanak yağmurların altında bir birimize ilanı aşklar yapar,bize çok uzak hayaller kurardık.Sırılsıklam olduktan,daha doğrusu sen halime acıyıp “yeter” dedikten sonra ben telaşla,sen ise istemeye istemeye kendimizi bir “cafe’nin” buğulu camlarının ardında küçücük masalarda bir birine sokulan acemi aşıkların arasına atardık.
Oysa şimdi sırf sen seviyorsun diye katlanmak zorunda olduğum sağanak yağmurları bile çok özledim,aslında ben seni bana hatırlatan her şeyi çok özledim.

0 yorum:

Yorum Gönder